* Ziyâ Paşa, doğum adıyla Abdülhamid Ziyâeddin (1829, İstanbul - 17 Mayıs 1880, Adana), Tanzimat devri devlet ve fikir adamı, gazeteci ve şairdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda 19. yüzyılın en önemli devlet adamlarından birisidir ve Tanzimat edebiyatının en fazla eser veren yazarlarındandır. Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “Batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır. Sultan Abdülaziz döneminde Avrupa'ya kaçarak Jön Türkler'e katıldı. Çıkard
* Ziyâ Paşa, doğum adıyla Abdülhamid Ziyâeddin (1829, İstanbul - 17 Mayıs 1880, Adana), Tanzimat devri devlet ve fikir adamı, gazeteci ve şairdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda 19. yüzyılın en önemli devlet adamlarından birisidir ve Tanzimat edebiyatının en fazla eser veren yazarlarındandır. Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “Batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır. Sultan Abdülaziz döneminde Avrupa'ya kaçarak Jön Türkler'e katıldı. Çıkard
* Türkan Saylan (13 Aralık 1935, İstanbul - 18 Mayıs 2009, İstanbul), Türk tıp doktoru, akademisyen, yazar, aktivist ve insan hakları savunucusudur. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı ve Kardelen projesi ile yaşam, sağlık ve eğitim gibi birçok alanda hem yerel hem uluslararası arenada müthiş başarılara imza atan, binlerce insana umut ışığı olan Prof. Dr. Türkan Saylan… Cüzzamın araştırılması ve tedavisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanındı; uzun
29 Mart 1883'de başlayıp 17 Mayıs 1952'de sonlanan 69 yıllık dolu dolu bir yaşam ve değerli bir edebiyatçımız; Memduh Şevket Esendal... Çocukluğunda babasını yitirdiği için pek çok zorlukla mücadele ederek çalışmış, ailesinin geçimini sağlamıştır. Çorlu' da savaş yıllarında dünyaya gelmesinden doğan şartlar ve maddi sıkıntılar nedeniyle doğru dürüst bir eğitim hayatı olmamıştır. Sanatçı onca zorlu dönemden geçerken pes etmek yerine, gelecekteki hayatında yolunu ışıtmakta oldu
* O dönem öyleydi, yelkeninizi şişirecek bir rüzgarınız yoksa ağzınızla kuş tutsanız harıtada bir nokta olmaktan öteye geçemeyebilirdiniz. Rüzgar işlevini o dönem devlet görüyordu. O dönem devleti de varolan bir parti temsil ediyordu. Nurullah ATAÇ da o rüzgarı ardına alan bir partili aydın, entellektüeldi. ve yazardı. Bugüne değin yaşamasını ise ilgi ve yeteneklerine borçlu yazardı. Fuat Köprülü'yü, Mehmet Kaplan'ı, öğretmen okulundan, hatta ders kitaplarından bilirdim.
-15 Mayıs 1919 Emperyalist işgalci kuvvetlere karşı İzmir'de ilk kurşun * Şair Nevzat Çelik şiirinde; “Pencerenizden dışarı baktığınızda güneşini saklamıyorsa GÖKYÜZÜ sizden kıyılarınızdan çekilip gitmiyorsa DENİZ terk eden sevgililer gibi ıslak utancından kanatlarını çatılarınıza bırakıp kaçışmıyorsa KUŞLAR Ve apak karınlarındaki dinamit yaralarını sofralarınızdan saklıyorsa BALIKLAR ve korku sarısı yüzlerinize birer tokat gibi inmiyorsa ŞAFAKLAR birileri yaşadığınız günleri
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu… ” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona s
Şenol YAZICI * -Şiir: Şenol Yazıcı, Uyarlama: maviADA Seslendirme: Şenol Yazıcı- An, o andır; Buz çözüldü çözülecek, Nevruza iki adım var. Düşer göğün mavisine bir ışık, Açılır kör gözü yalnızlığın... Öyle bir kimsesizlik başlar ki bedeninde, Yanarsın ürpererek... Gözlerin... Kundakta cami avlusuna terk edilmiş sokak çocuğu, bir yavru kedi; bir keskin ustura... ve aç... Yol çeker gibi bakar. Uzar sessizlik... Ev, dört duvar, Üstüne gelir, sığmaz olursun. Bildik öyküler
Nurten B. AKSOY * Bugün Çanakkale Zaferinin Yıldönümü. Bu zafer; ırkı, dili, dini ne olursa olsun bu vatan topraklarında yaşayan herkesin canlarını feda ederek, kanlarını dökerek kazandıkları bir büyük zafer. Dünya ve Türk tarihini geri dönülmez çizgilerle derinden etkileyen ve değiştiren bu büyük savaşta vatanı için canını feda eden Türk askerinin karşısında İngiliz ve Fransız askerlerinin yanı sıra dünyanın yedi bucağından gelmiş, ne için savaştığının bile farkında olmayan
Nurten B. AKSOY * Mektuplar; kimi zaman iki sevdalının birbirine yazdığı, kimi zaman bir anne ya da babanın evladına, kimi zaman da bir evladın anne-babasına yazdığı mektuplar… Belki tarihin tozlu sayfalarında kaybolan, belki bir kutuda sararıp solan ama tarihe ışık saçan mektuplar… İşte o mektupların belki de en hüzünlüsü… Yüreğindeki sevgiyi acıyla harmanlayan eğitimci bir babanın, çok genç yaşta vatanı ve idealleri uğruna darağacında can veren bir fidanın babasının, yani
M. Senem TOLGA * Tatar Çölü, Dino Buzzati'nin 1940 yılında yayımlanan önemli bir romanıdır. Romanın ana karakteri genç teğmen Giovanni Drogo, Tatar Çölü'ndeki Bastiani Kalesi'ne atanır. Kalesi, çölün kıyısında yer alır ve Drogo'nun beklenmedik olaylarla dolu bir deneyim yaşamasına neden olacak değişimlerin simgesidir. Roman, insanın beklentilerine kavuşamaması, umutsuzluk ve yalnızlık gibi temaları ele alır. Tatar Çölü, modernist edebiyatın en önemli eserlerinden biri olar
-maviADA yazarlarından Nurten Bengi Aksoy'un yeni yayınlanan kitabı KAPILDIM GİDİYORUM edebiyat dünyasında farkındalık yaratmaya başladı. Aşağıdaki değerlendirme yayınevinin sayfasında yayınlandı.- OĞUZ KEMAL ÖZKAN * Bir Yaşam Anlatısı Ve Hafıza Metni * Nurten Bengi Aksoy imzasını taşıyan ve Ange Yayınları’ndan çıkan Kapıldım Gidiyorum, klasik anlamda bir roman değil; bireysel yaşam deneyimlerinden yola çıkan, kuşaklar arası hafızayı taşıyan güçlü bir anlatı olarak okurla bu
Robinson Crusoe'nin 1719'daki ilk baskının giriş sayfası Robinson Crusoe; Daniel Defoe tarafından yazılmış bir İngiliz macera romanıdır ve ilk olarak 25 Nisan 1719'da yayımlanmıştır. TARTIŞMALI olsa da gerçekçi kurmacanın edebi bir tür olarak başlangıcı kabul edilir. İlk İngiliz romanı olarak tanımlanır . Mektuplar, itirafçı ve didaktik biçimlerin birleşimiyle yazılmış olan kitap, baş karakterin (doğum adı Robinson Kreutznaer) terk edildikten sonra Venezuela ve Trinidad kıyı
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu… ” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona s
Zeki BAŞTÜRK * BALIKÇI Muhsine ARDA balıkçı sen at ağını motordan dalga geçme benim minik oltamla deniz kızı senin olsun uskumru, levrek, kalkan da ufacık bir kaya balığı yeter bana sen ekmek parası için ağ atıyorsun ben çelişkiler denizinde hülyalara yelken açtım yine çabalıyorum küçük balığı büyük balıktan esirgemeye vurdu, kaçtı bir şey balinalar ve boş tava gülecekler halime yosunlar ve mercanlar anlayacaklar bir gün seni de beni de Muhsine ARDA Bakire Sevinci, ARTSHOP
* O dönem öyleydi, yelkeninizi şişirecek bir rüzgarınız yoksa ağzınızla kuş tutsanız harıtada bir nokta olmaktan öteye geçemeyebilirdiniz. Rüzgar işlevini o dönem devlet görüyordu. O dönem devleti de varolan bir parti temsil ediyordu. Nurullah ATAÇ da o rüzgarı ardına alan bir partili aydın, entellektüeldi. ve yazardı. Bugüne değin yaşamasını ise ilgi ve yeteneklerine borçlu yazardı. Fuat Köprülü'yü, Mehmet Kaplan'ı, öğretmen okulundan, hatta ders kitaplarından bilirdim.
Niyazi UYAR* Endüstri meslek liselerinin toplumun hafızasında her zaman iyi izler bıraktığını söyleyemeyiz; genel algı maalesef bu yönde. Ancak bunun ne kadar yanlış bir algı olduğunu şimdi anlatacaklarımla göreceksiniz. YÖNETMEN KIZI İLE KOSTÜMCÜ ANNE 13 Mayıs günü, İMKB Salihli Endüstri Meslek Lisesi’nde Turgut Özakman’ın "Ah Şu Gençler" adlı eserinin sahneleneceğini öğrendim. Bu oyunu daha önce Türkiye’nin en köklü okullarından biri olan Bornova Anadolu Lisesi (BAL) öğren
ATAŞEHİR'deki Müze Devekuşu Kabare, Haldun Taner'in öncülüğünde Ahmet Gülhan, Zeki Alasya ve Metin Akpınar tarafından kurulan, 1967-1992 yılları arasında İstanbul'da oyunlar sahneleyen tiyatro topluluğu. Kendisine özgü üslubuyla kabare türünün Türkiye'deki önemli temsilcilerinden oldu ve geniş bir izleyici kitlesini oyunlarına çekti. Oyunlarında toplumsal ve politik taşlamaya yer verdi. Geçmişi “ Devekuşu devekuşu Kanadın var yerdesin Hörgücün yok devesin Kumdan çıkmaz hiç b
DA VİNCİ'nin FRANCESKO MEİZİ tarafından yapılan tek portresi Leonardo di ser Piero da Vinci (15 Nisan 1452, Floransa - 2 Mayıs 1519, Amboise), Rönesans döneminde yaşamış İtalyan hezârfen, döneminin önemli bir filozofu, astronomu, mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı, botanisti, jeoloğu, kartografı, yazarı ve ressamıdır. En tanınmış yapıtları Vitruvius Adamı (1490-1492), Mona Lisa (1503-1507) ve Son Akşam Yemeği'dir (1495-1497). Rönesa
Leonardo da Vinci * Mona Lisa (La Gioconda veya La Joconde olarak da bilinir), İtalya'nın Floransa şehrindeki Rönesans sırasında Leonardo da Vinci tarafından kavak bir pano üzerine Sfumato tekniği ile resmedilmiş 16. yüzyıl yağlı boya portresidir. Resim hâlen Paris'teki Louvre Müzesi'nde Francesco del Giocondo'nun karısı, Lisa Gherardini Portresi başlığı altında sergilenmektedir. Tabloda oturmuş bir kadın resmedilmiştir, kadının yüzünün kime ait olduğu hala gizemini korumakta
* Ziyâ Paşa, doğum adıyla Abdülhamid Ziyâeddin (1829, İstanbul - 17 Mayıs 1880, Adana), Tanzimat devri devlet ve fikir adamı, gazeteci ve şairdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda 19. yüzyılın en önemli devlet adamlarından birisidir ve Tanzimat edebiyatının en fazla eser veren yazarlarındandır. Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “Batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır. Sultan Abdülaziz döneminde Avrupa'ya kaçarak Jön Türkler'e katıldı. Çıkard
29 Mart 1883'de başlayıp 17 Mayıs 1952'de sonlanan 69 yıllık dolu dolu bir yaşam ve değerli bir edebiyatçımız; Memduh Şevket Esendal... Çocukluğunda babasını yitirdiği için pek çok zorlukla mücadele ederek çalışmış, ailesinin geçimini sağlamıştır. Çorlu' da savaş yıllarında dünyaya gelmesinden doğan şartlar ve maddi sıkıntılar nedeniyle doğru dürüst bir eğitim hayatı olmamıştır. Sanatçı onca zorlu dönemden geçerken pes etmek yerine, gelecekteki hayatında yolunu ışıtmakta oldu
ŞİİR YAĞMURLARI İkidebir kulak veriyordum yağmura Gorki'nin Ana'sından kaldırıp kaldırıp başımı... Bayağı hoşuma da gitmişti ilkin İri iri damlalar Elli mumluk elektriğinde bahçenin Vurdukça betonların üstüne üstüne, Işıltılı bir koşuşmadır gidiyordu... Yine de bir eksiği vardı, ama ne?.. Kokusu yoktu, kokusu! Toprağı yoktu, Yaprağı yoktu. Bir işe yaradığı yoktu! Mübarek, yarı karanlık bir hapisane avlusuna yağan Tam bir yarı-aydın yağmuruydu. * Edebiyat araştırmacısı (D.
Niyazi UYAR* Salihli halkını şiirle, sanatla buluşturan 53. Salihli Şiir İkindilerini ikinci sefer izleme şansına sahip oldum. Bu etkinliğin gerçekleşmesine vesile olan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya, Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu’ya Salihli’de oturan bir yurttaş olarak teşekkür ederim. Şunu açık yüreklilikle ifade edelim: Bu tür kültürel faaliyetlerin hayat bulmasının ancak aydın, demokrat bir anlayışla olduğunu görmek beni mutlu ediyor. Sonra et
ÖLÜMLÜ İNSAN * ŞENOL YAZICI * Aşk, insanlık tarihinin en eski ve en yeni konusu. Mitlerden modern filmlere, halk hikâyelerinden tüketim toplumunun reklamlarına kadar her çağda yeniden tanımlanmış, yeniden paketlenmiş bir duygu. Literetür metinlerinde aşk, hem bireysel bir deneyim hem de toplumsal bir koşullandırma olarak görünür. Bir yandan Kerem ile Aslı’nın, Leyla ile Mecnun’un aşkı vardır: ölümsüz, saf, insanı dönüştüren. Öte yandan sinema afişlerinde parlatılan, kırk yaşı
* Ziyâ Paşa, doğum adıyla Abdülhamid Ziyâeddin (1829, İstanbul - 17 Mayıs 1880, Adana), Tanzimat devri devlet ve fikir adamı, gazeteci ve şairdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda 19. yüzyılın en önemli devlet adamlarından birisidir ve Tanzimat edebiyatının en fazla eser veren yazarlarındandır. Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “Batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır. Sultan Abdülaziz döneminde Avrupa'ya kaçarak Jön Türkler'e katıldı. Çıkard
* Türkan Saylan (13 Aralık 1935, İstanbul - 18 Mayıs 2009, İstanbul), Türk tıp doktoru, akademisyen, yazar, aktivist ve insan hakları savunucusudur. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı ve Kardelen projesi ile yaşam, sağlık ve eğitim gibi birçok alanda hem yerel hem uluslararası arenada müthiş başarılara imza atan, binlerce insana umut ışığı olan Prof. Dr. Türkan Saylan… Cüzzamın araştırılması ve tedavisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanındı; uzun
29 Mart 1883'de başlayıp 17 Mayıs 1952'de sonlanan 69 yıllık dolu dolu bir yaşam ve değerli bir edebiyatçımız; Memduh Şevket Esendal... Çocukluğunda babasını yitirdiği için pek çok zorlukla mücadele ederek çalışmış, ailesinin geçimini sağlamıştır. Çorlu' da savaş yıllarında dünyaya gelmesinden doğan şartlar ve maddi sıkıntılar nedeniyle doğru dürüst bir eğitim hayatı olmamıştır. Sanatçı onca zorlu dönemden geçerken pes etmek yerine, gelecekteki hayatında yolunu ışıtmakta oldu
* O dönem öyleydi, yelkeninizi şişirecek bir rüzgarınız yoksa ağzınızla kuş tutsanız harıtada bir nokta olmaktan öteye geçemeyebilirdiniz. Rüzgar işlevini o dönem devlet görüyordu. O dönem devleti de varolan bir parti temsil ediyordu. Nurullah ATAÇ da o rüzgarı ardına alan bir partili aydın, entellektüeldi. ve yazardı. Bugüne değin yaşamasını ise ilgi ve yeteneklerine borçlu yazardı. Fuat Köprülü'yü, Mehmet Kaplan'ı, öğretmen okulundan, hatta ders kitaplarından bilirdim.