Ernest HEMINGWAY * Hayatım boyunca kelimelere sanki onları ilk kez görüyormuşum gibi baktım... Öncelikle yetenek olmalı, çokça yetenek. Kipling'inki gibi bir yetenek. Sonra Flaubert'in disiplini... Sonra yapmacıklığı engellemek için ne olabileceğine dair bir kavrayış ve Paris'teki standart metre küp kadar sabit, tam bir inanç olmalı. Ayrıca yazar zeki ve önyargısız olmalı, hepsinin ötesinde hayatta kalmalıdır. Tüm bu özellikleri tek bir kişide toplamaya çalışın ve bir yazara
SULTAN DENLİ * Bazen bir gencin ihtiyacı olan şey nasihat değil, kendisine gerçekten kulak veren bir insandır. Bugün genç olmak kolay mı? Bir yandan iyi bir eğitim almak, bir yandan geleceğini düşünmek, bir yandan da hayallerinin peşinden koşmak… Üstelik bütün bunları yaparken çevrenden sürekli aynı cümleleri duymak: “Bizim zamanımızda böyle değildi”, “Biraz daha gayret etmelisin”, “Gençsin, önünde uzun yıllar var.” Peki, gerçekten öyle mi? Gençlerin önünde uzun yıllar olabil
ALPAY * ŞENOL YAZICI * Mevsimidir: Bir yaprak daha dökülür, haber duyulur. Bir isim eksilir. Gazeteler birkaç satır yazar, televizyonlar birkaç görüntü döndürür, sosyal medya birkaç saat yas tutar. Sonra hayat kaldığı yerden devam eder. Çağımızda ölüm gerçeği bu kadardır. Öyle alıştık ki, artık ölümlerin takvimsel bir anlamı kaldı sadece. Yine de bazı ölümler takvimlerde değil, insanların kalbinde gerçekleşir. Hele koca bir hayatı olduran ne varsa borçlu olduğunuz annen
Çakırın Destanından / - Vuzuh, el ve ayak halinde onu rahatsız ediyordu. Karar vermişim, öleceğim, Büyük sular arasında, korkusuz. Nur ile, uzak yazılar ile, Bir muska gibi boynumda kalacak, Bu husus. Senelerce evvel, tohumların mavi zamanından evvel, Karar vermişim, gece kuşlarının müsaadesinde, Etrafıma boş ve büyük kadehler dizeceğim. Ve seyredeceğim onları sultanlar gibi; Kurumuş ölülerin içmek hevesinde. Havadan hafif ve bazı kadınlardan daha eski, Çırılçıplak doğduğu
Zeliha AYDOĞMUŞ * Yalnızca 2026 yılının dokuz ayında, ülkemizin farklı şehirlerinde bulunan okullarda altı silahlı saldırı gerçekleşti. Saldırganlar öğrenci, saldırılanlar yine öğrenci. Bu durumda insan sormadan edemiyor: Bir çocuk nasıl olur da bir gün okul sırasından kalkıp eline silah alır? Bu sorunun cevabı kolay değil. Çünkü karşımızda yalnızca işlenmiş bir suç değil, bir çocuğun hayatına, ailesine, okuluna ve arkadaşlarına kadar uzanan bir yapılandırma süreci vardır. Bö
Tuğba ÇELİK * Belki de insan, içinde taşıdığı hiçbir duyguyu, hiçbir düşünceyi sonsuza kadar susturup saklayamayacağını bildiği için anlatmak ister. Çünkü bazı duygu ve düşünceler vardır ki insan onların sesini kıstıkça büyür, sakladıkça yaralar. Söylenememiş sözler, yarım kalmış sevgiler, kimseye anlatılamamış kırgınlıklar zamanla insanın içinde mayalanan hamur gibi sessizce çoğalır. Öyle çoğalır ki gün gelir içine sığmaz olur. Ve insan anlatmak ister. Bazen eşe dosta, bazen
Şenol YAZICI * Bazen YOL çeker ya gözlerin, uzak dağlar, kış denizinde çırpınan martılar ya da nazlı bir sevgili ya da bir "Mehlika Sultan"… Çeker ya… Kırasın gelir zincirlerini, zorlarsın. İyi de... Arada nasıl oluyorsa anımsıyorsun, kendinden başka zincirin yok ki senin. O bilge sözü çak bir yerine, canın yansın, bakarsın: HAYAT, her zaman gün doğarken değil, KORKULARININ BİTTİĞİ YERDE başlar. O zaman, konu yaşamaksa önce korkmaktan vazgeç. Şimdi GÜZ. En çok ölüm gelir ins
Şimdi Saatler Eylül, Şimdi GÜZ * Şenol YAZICI * Şimdi YAZ geçer, sınanırsın. Turnalar, yaban ördekleri de geçer birazdan. Gökyüzünü “V”lerle doldurup kuş sesinden öte, bir arslan sürüsü gibi kükreyerek geçerler. Ne zaman saat Eylülse, ne zaman ayaz çekip göçer kuşların sesleri doldursa ay dolu gökleri, öyle olurum: Önce vaat edilmiş, sonra terk edilmiş bir ülkeymişim gibi gelir. Cennette bir başına yaşamaya bırakılmışım gibi… Siz bunu bilir misiniz? Zor olan, yalnız olmak de
Nurten B. AKSOY * "Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…” Dizelerini hemen hemen bilmeyen yok gibidir. Kimimiz şiiri çok sevdiğimizden, kimimiz lise edebiyat derslerinden, kimimiz de şairini bilmesek bile birilerinden duyduğumuz için biliriz bu dizeleri. Bazen merdivenli bir yolun başında, bazen de artık yaşlandığımızı hissettiğimizde dolanıverir dilimize bu dizeler. Aslında pek çok şiirini
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu…” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona sını
Esmeralda, Quasimodo'ya su içirirken / KİTAPTAN AYCAN AYTORE * Notre Dame'ın Kamburu (orijinal ismi: Notre Dame de Paris), Victor Hugo'nun 1831 yılında yayınlanan ve Fransa'da 15. yy krallık döneminin karanlık günlerinden kesitler sunan romanıdır. Romanın tamamlanması yaklaşık 6 ay sürmüştür. Notre Dame'ın Kamburu evrenselleşmiş ve dünya klasiklerinin başyapıtlardandır. Notre Dame'ın Kamburu, Hugo'nun en parlak dönemlerinden birinde yayımlandı. 1831'de yayımlanan Notre Dame
KARŞIDAKİLER, Önder Birol Bıyık, Roman, 244 s., ŞEY KİTAP, Mayıs 2023, İZMİR Türkiye tarihi bir kıyımlar tarihi olarak da okunabilir elbette. Bunun birçok örneği tarih, sosyal bilimler, edebiyat ve anı kitaplarının sayfalarında bulunabilir. Yakın tarihin siyasal olayları üzerine yapılan araştırmalar, incelemeler ve anılar parçalar halinde önümüzde durmakta. '40, '50, '68, '78, '80 kuşakları üzerine yayımlanan metinler giderek artan hızla yayın yaşamımıza girdiler. Ya '90 kuşa
"BİR OĞUZ TÜMBAŞ KİTABI " * DERLEME, 224 s. ŞEY KİTAP, ŞUBAT 2025 ,İZMİR * Oğuz Tümbaş bir ömrü şiirle yaşamış ender şairlerimizden biri. ÖYLE BİR KALIR ZAMAN Kİ “Edebiyatta 60. Yıl/ Oğuz Tümbaş Kitabı”, şairin 60 yıllık şiir yaşamı, onun şiir kitapları, edebiyatçı kişiliği hakkında yazılanların yarına uzanan derli toplu bir bütünlüğü… Kitap farklı zamanlarda pek çok edebiyat dergisinde Oğuz Tümbaş’ın şiir yolculuğu hakkında yazılanları bir araya getirirken Oğuz Tümbaş şiirle
"Yaşanmışlıklar" * *İrfan Akan, Anı, 154 S. Mart 2026, ŞEY KİTAP, İZMİR Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime" (Edip Cansever) "Anı" yazmak, işin kolayına kaçmak sanılsa da, yazmak için düşbaşı yapıldığında bunun çok zahmetli bir yolculuk olduğu görülür. Bu günden tarihe ve geçmişe bir yolculuk. "Anı" yazımı bahsinde anahtar sözcükler "yolculuk" ve "anımsama" olarak özetlenebilir. Türkçe şiirin deltalarından M. Cevdet Anday, bellekten uçup uzaklaşanları ima edercesine "Unut
2002'nin güzünde çıkan,ancak bir yıl ömrü olan KimseSİZ dergisi maviADA'nın bir öncülü, alıştırma atölyesi olacaktı. ŞENOL YAZICI * İnsan bazı vedaları yazamıyor maviADA. Yirmi altı yıl boyunca yüzlerce yazı yazdım. Başkalarının yazılarını düzelttim, dosyalar hazırladım, önsözler yazdım, sonsözler ya
Çakırın Destanından / - Vuzuh, el ve ayak halinde onu rahatsız ediyordu. Karar vermişim, öleceğim, Büyük sular arasında, korkusuz. Nur ile, uzak yazılar ile, Bir muska gibi boynumda kalacak, Bu husus. Senelerce evvel, tohumların mavi zamanından evvel, Karar vermişim, gece kuşlarının müsaadesinde, Etrafıma boş ve büyük kadehler dizeceğim. Ve seyredeceğim onları sultanlar gibi; Kurumuş ölülerin içmek hevesinde. Havadan hafif ve bazı kadınlardan daha eski, Çırılçıplak doğduğu
Sanat ya da Sanatçının Amacı Bir Alev Olmaktır * AYCAN AYTORE * Herkesi ısıtmaya çalışan bir orta ateşi gibidir edebiyat, der ya Çetin Altan, ne var ki sanat çok az kişiyi gerçek anlamda ısıtır. Onun asıl sihri nerde biliyor musunuz? Bir yerlerde hiç tanımadığın bir insan, senin bir cümlene rastlar. Belki bir öykünde geçen yaşlı ağacın altında durur. Öykündeki kırık dalda kendi hayatını görür. Belki senin romantik Başkaldırı’ndaki bir karakterin öfkesi ona cesaret verir. İşte
KENDİNİ YARATMAK * Zuhal BAŞPINAR * Şenol Yazıcı’nın yeni yayınlanacak olan Kendini Yaratmak adlı kitabı; insanın kendisiyle, sanatla, içinde yaşadığı dönemle kurduğu ilişki ve insanın sanat, yazmak ve okumakla kendini nasıl geliştirebileceğine dayalı denemeler kitabı. Çok isabetli seçilmiş, sanırım gene YAZICI'nın yaratıcı becerilerinin bir ürünü, göz alan kapak görseliyle, 270 sayfalı ortak temalı denemelerden oluşan bir düşünce ve yaratma yolculuğu. Kitap kendinize so
KATILANLAR *Esra Odman: Yazko Nasıl Kuruldu? *Şenol Yazıcı: Bir Dayanışma Nasıl Öldürülür? *Aycan Aytore: Yazko Bugün *Asiye Y. Arslan: Yazko Yazarları ve Eserleri *Nurten B. AKSOY: Yazko Üstüne Notlar ORTAK DOSYA ÇAĞRISI * Türkiye'de Bir İlk ve Son: DAYANIŞMANIN EFSANE ÖRNEĞİ * YAZARLIK, sınıfı ve aitliği olmayan bir meslektir. Yani onun ulusu, dini, partisi, akrabası, hemşerisi, hatta eşi, dostu ... olmaz, der literatür. Bu kadar "olmaz" a bir de bize özgü nedensiz düşman
Ernest HEMINGWAY * Hayatım boyunca kelimelere sanki onları ilk kez görüyormuşum gibi baktım... Öncelikle yetenek olmalı, çokça yetenek. Kipling'inki gibi bir yetenek. Sonra Flaubert'in disiplini... Sonra yapmacıklığı engellemek için ne olabileceğine dair bir kavrayış ve Paris'teki standart metre küp kadar sabit, tam bir inanç olmalı. Ayrıca yazar zeki ve önyargısız olmalı, hepsinin ötesinde hayatta kalmalıdır. Tüm bu özellikleri tek bir kişide toplamaya çalışın ve bir yazara
Esmeralda, Quasimodo'ya su içirirken / KİTAPTAN AYCAN AYTORE * Notre Dame'ın Kamburu (orijinal ismi: Notre Dame de Paris), Victor Hugo'nun 1831 yılında yayınlanan ve Fransa'da 15. yy krallık döneminin karanlık günlerinden kesitler sunan romanıdır. Romanın tamamlanması yaklaşık 6 ay sürmüştür. Notre Dame'ın Kamburu evrenselleşmiş ve dünya klasiklerinin başyapıtlardandır. Notre Dame'ın Kamburu, Hugo'nun en parlak dönemlerinden birinde yayımlandı. 1831'de yayımlanan Notre Dame
* AYCAN AYTORE * En güzel uçuşlarımızı yaparken çarptığımız duvarları çoğu kez biz yaratırız. Tuğla tuğla ördüğümüz de olur, hazır bir duvarı taşıyıp uçuş rotamızın tam önüne diktiğimiz de... Sait Faik Abasıyanık'ın çok ünlü bir öyküsü vardır: Dülger Balığı. Denizlerin masum balığını egomuz, hırslarımız, yanlış taleplerimizle nasıl canavara çevirdiğimizi fablvari, balığı insanlaştırarak anlatan küçük, şirin bir öyküdür. Bugüne değin denk gelmediyseniz ve sevdiğiniz birisiyle
ZELİHA AYDOĞMUŞ * alı al moru mor geceleri çoktur bu kentin cessetten hallice ayak izleri dişil enerjisi çalınmış kadınları çoktur bu kentin eril enerjiyi yanlış anlamış çarpık düşünceleri mavisi hor görülmüş isli yarınları vardır bu kentin gökyüzünde grisi gür kül yağar çıkmaz sokaklarına ve o sokaklarındaki tüm gözlerin dişi sivri suratınıza suratınıza çarpılan kocaman kapıları vardır bu kentin etiketleri kopyala yapıştır vicdanı ve yapılandırılmış kimliği çoktur bu kentin
CÜMLEYE GİRMEYEN İNSAN Şenol Yazıcı * Yazıyla uğraşan herkesin başına gelir. Bir metni defalarca okursunuz. Düşünce, kurgu, bilgi yerindedir. Sözcükler askerî tören disiplininde dizilmiş gibidir. Hiçbiri görev yerini terk etmemiştir ama yine de bir şey eksiktir. Sanki ev yapılmıştır da içine henüz kimse taşınmamıştır. Az sonra şenlik varmış gibi tamamdır; pencere, kapı, perde vardır ama içeriden bir çay kaşığının sesi bile gelmez. İşte o an anlarız ki sorun cümle değildir. So
SULTAN DENLİ * Bazen bir gencin ihtiyacı olan şey nasihat değil, kendisine gerçekten kulak veren bir insandır. Bugün genç olmak kolay mı? Bir yandan iyi bir eğitim almak, bir yandan geleceğini düşünmek, bir yandan da hayallerinin peşinden koşmak… Üstelik bütün bunları yaparken çevrenden sürekli aynı cümleleri duymak: “Bizim zamanımızda böyle değildi”, “Biraz daha gayret etmelisin”, “Gençsin, önünde uzun yıllar var.” Peki, gerçekten öyle mi? Gençlerin önünde uzun yıllar olabil
ALPAY * ŞENOL YAZICI * Mevsimidir: Bir yaprak daha dökülür, haber duyulur. Bir isim eksilir. Gazeteler birkaç satır yazar, televizyonlar birkaç görüntü döndürür, sosyal medya birkaç saat yas tutar. Sonra hayat kaldığı yerden devam eder. Çağımızda ölüm gerçeği bu kadardır. Öyle alıştık ki, artık ölümlerin takvimsel bir anlamı kaldı sadece. Yine de bazı ölümler takvimlerde değil, insanların kalbinde gerçekleşir. Hele koca bir hayatı olduran ne varsa borçlu olduğunuz annen
Çakırın Destanından / - Vuzuh, el ve ayak halinde onu rahatsız ediyordu. Karar vermişim, öleceğim, Büyük sular arasında, korkusuz. Nur ile, uzak yazılar ile, Bir muska gibi boynumda kalacak, Bu husus. Senelerce evvel, tohumların mavi zamanından evvel, Karar vermişim, gece kuşlarının müsaadesinde, Etrafıma boş ve büyük kadehler dizeceğim. Ve seyredeceğim onları sultanlar gibi; Kurumuş ölülerin içmek hevesinde. Havadan hafif ve bazı kadınlardan daha eski, Çırılçıplak doğduğu
Zeliha AYDOĞMUŞ * Yalnızca 2026 yılının dokuz ayında, ülkemizin farklı şehirlerinde bulunan okullarda altı silahlı saldırı gerçekleşti. Saldırganlar öğrenci, saldırılanlar yine öğrenci. Bu durumda insan sormadan edemiyor: Bir çocuk nasıl olur da bir gün okul sırasından kalkıp eline silah alır? Bu sorunun cevabı kolay değil. Çünkü karşımızda yalnızca işlenmiş bir suç değil, bir çocuğun hayatına, ailesine, okuluna ve arkadaşlarına kadar uzanan bir yapılandırma süreci vardır. Bö