M. SENEM TOLGA * “İçime kabul edilmek için başvuruyorum.” Adım yok. Ya da çok var. Bazen sabah kalkınca eski bir taş gibi hissediyorum, bazen su gibi… şekilsiz, ama her şeye uyabilen. Ama çoğu gün, olduğum şeye bir isim bulamıyorum. İşte belki de bu yüzden yazıyorum. Kelimelerin üzerine basarak kendimi bulmaya çalışıyorum; bazen kayboluyorum, bazen buluyorum. Bu döngünün içinde kendi anlamımı yaratmaya uğraşıyorum. Kendimi anlamak için adımlara, isimlere ihtiyacım yok artık;
M. SENEM TOLGA * “İçime kabul edilmek için başvuruyorum.” Adım yok. Ya da çok var. Bazen sabah kalkınca eski bir taş gibi hissediyorum, bazen su gibi… şekilsiz, ama her şeye uyabilen. Ama çoğu gün, olduğum şeye bir isim bulamıyorum. İşte belki de bu yüzden yazıyorum. Kelimelerin üzerine basarak kendimi bulmaya çalışıyorum; bazen kayboluyorum, bazen buluyorum. Bu döngünün içinde kendi anlamımı yaratmaya uğraşıyorum. Kendimi anlamak için adımlara, isimlere ihtiyacım yok artık;
ŞENOL YAZICI * Arı günboyu o çiçek bu çiçek dolaşır, nektarları toplar. Kovana döndüğünde işlemlerle zenginleşen nektarlar bal olur. Doğan anlatmak için en az bir yıl bekler. O arada çevresini, dünyayı, başka insanları tanır, onları adlandıracak yaygın sözcükleri belleğine yerleştirir ve emin olunca konuşmaya başlar. Nasıl da seviniriz . Eğitilirse o çocuk düzgün bir anlatıcı olacaktır. Balın işlem, sözün eğitim gerektirdiğine bakmayız. Suyun her zamanki gibi yatağında düzg
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu… ” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona s
Şenol YAZICI * -Şiir: Şenol Yazıcı, Uyarlama: maviADA Seslendirme: Şenol Yazıcı- An, o andır; Buz çözüldü çözülecek, Nevruza iki adım var. Düşer göğün mavisine bir ışık, Açılır kör gözü yalnızlığın... Öyle bir kimsesizlik başlar ki bedeninde, Yanarsın ürpererek... Gözlerin... Kundakta cami avlusuna terk edilmiş sokak çocuğu, bir yavru kedi; bir keskin ustura... ve aç... Yol çeker gibi bakar. Uzar sessizlik... Ev, dört duvar, Üstüne gelir, sığmaz olursun. Bildik öyküler
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu… ” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona s
Zeki BAŞTÜRK * BALIKÇI Muhsine ARDA balıkçı sen at ağını motordan dalga geçme benim minik oltamla deniz kızı senin olsun uskumru, levrek, kalkan da ufacık bir kaya balığı yeter bana sen ekmek parası için ağ atıyorsun ben çelişkiler denizinde hülyalara yelken açtım yine çabalıyorum küçük balığı büyük balıktan esirgemeye vurdu, kaçtı bir şey balinalar ve boş tava gülecekler halime yosunlar ve mercanlar anlayacaklar bir gün seni de beni de Muhsine ARDA Bakire Sevinci, ARTSHOP
Şenol YAZICI * Jean-Paul Charles Aymard Sartre * J.P. Sartre, 1964 yılının 22 Ekiminde kendisine verilmek istenen Nobel Edebiyat Ödülünü geri çevirmiştir. Bu sayede Nobel Ödülü'nü ilk reddeden kişi oldu. “Nobel Ödülü’nün, ödülü alacak kişinin fikrine danışılmadan verildiğinden haberim yoktu o zaman ve bunun gerçekleşmesini engelleyecek zamanımın olduğuna inanıyordum. " Bunun hem yapıtlarına hem de politik konumuna zarar vereceğini düşünmüştü. "İmzamı Jean-Paul Sartre olarak
Günter Wilhelm Grass, (d. 16 Ekim 1927; Gdańsk, Polonya - ö. 13 Nisan 2015; Lübeck, Almanya), Alman yazar, heykeltıraş, ressam ve grafik tasarımcıydı. Grass, 1957'den itibaren Gruppe 47'ye üyesiydi ve 1959'daki ilk romanı Teneke Trampet ile, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Alman edebiyatının uluslararası alanda en saygın ve meşhur yazarı oldu. Günter Grass'ın bir yazar olarak eserleri ve bir entelektüel olarak toplumsal rolü, hem Almanya'da, hem de Almanya dışında akademik ara
M. SENEM TOLGA * “İçime kabul edilmek için başvuruyorum.” Adım yok. Ya da çok var. Bazen sabah kalkınca eski bir taş gibi hissediyorum, bazen su gibi… şekilsiz, ama her şeye uyabilen. Ama çoğu gün, olduğum şeye bir isim bulamıyorum. İşte belki de bu yüzden yazıyorum. Kelimelerin üzerine basarak kendimi bulmaya çalışıyorum; bazen kayboluyorum, bazen buluyorum. Bu döngünün içinde kendi anlamımı yaratmaya uğraşıyorum. Kendimi anlamak için adımlara, isimlere ihtiyacım yok artık;
ŞENOL YAZICI * Arı günboyu o çiçek bu çiçek dolaşır, nektarları toplar. Kovana döndüğünde işlemlerle zenginleşen nektarlar bal olur. Doğan anlatmak için en az bir yıl bekler. O arada çevresini, dünyayı, başka insanları tanır, onları adlandıracak yaygın sözcükleri belleğine yerleştirir ve emin olunca konuşmaya başlar. Nasıl da seviniriz . Eğitilirse o çocuk düzgün bir anlatıcı olacaktır. Balın işlem, sözün eğitim gerektirdiğine bakmayız. Suyun her zamanki gibi yatağında düzg
M. SENEM TOLGA * “İçime kabul edilmek için başvuruyorum.” Adım yok. Ya da çok var. Bazen sabah kalkınca eski bir taş gibi hissediyorum, bazen su gibi… şekilsiz, ama her şeye uyabilen. Ama çoğu gün, olduğum şeye bir isim bulamıyorum. İşte belki de bu yüzden yazıyorum. Kelimelerin üzerine basarak kendimi bulmaya çalışıyorum; bazen kayboluyorum, bazen buluyorum. Bu döngünün içinde kendi anlamımı yaratmaya uğraşıyorum. Kendimi anlamak için adımlara, isimlere ihtiyacım yok artık;
ŞENOL YAZICI * Arı günboyu o çiçek bu çiçek dolaşır, nektarları toplar. Kovana döndüğünde işlemlerle zenginleşen nektarlar bal olur. Doğan anlatmak için en az bir yıl bekler. O arada çevresini, dünyayı, başka insanları tanır, onları adlandıracak yaygın sözcükleri belleğine yerleştirir ve emin olunca konuşmaya başlar. Nasıl da seviniriz . Eğitilirse o çocuk düzgün bir anlatıcı olacaktır. Balın işlem, sözün eğitim gerektirdiğine bakmayız. Suyun her zamanki gibi yatağında düzg
ESKİ ZAMAN AŞIĞI * Ben eski zaman aşığıyım Sevda çeker düşünürüm ağlarım Bazen tilki kadar kurnaz bazen akılsız Bazen çocuk gibiyim bacak kadarım Herkes aşık olur sevdalanır Bir yolu var gönül çekmenin de Benimki sevda değil ateşten gömlek Bir kor düşmüş ışıl ışıl yanar içimde Ama ben eski zaman aşığıyım Sevmek kadar katlanmak da gelir elimden Gece hayalimde gündüz fikrimde Ela gözlü o yar çıkmaz gönülden Oktay Rifat * maviADA * Ali Oktay Rifat Horozcu (10 Haziran 1914, Trab
Suût Kemaleddin Yetkin (d. 13 Eylül 1903, Urfa , Osmanlı İmparatorluğu - ö. 18 Nisan 1980, Ankara , Türkiye ), Türk akademisyen, edebiyatçı, denemeci, üniversite idarecisi. Hayatı Babası Urfa Halvetî Dergâhı Post-nişîni Şeyh Abdulkadir Efendi'nin oğlu Saffet Kemalettin Yetkin 'dir. Suut Kemal Yetkin'in annesi Hafize Hanım'dır. Ailenin ikinci çocuğu olan Suut Kemal Yetkin'in ablası Zehra Hanım, kendisinden küçük kardeşleri ise Kadri Kemal Bey ve Sıdıka Hanım'dır. İki kez e