Şenol YAZICI * Camus, insanı başkaldırısıyla tanımlıyordu. Haklıydı. İnsanın bir yanı hep itirazdan ibarettir. İnsan, çocukken anne babasına, gençken düzene, yetişkin olunca hayata, yaşlanınca da zamana itiraz eder. Benim doğamın da başka bir şey olması olası değildi kuşkusuz. 68 Olaylarında yoktum, daha doğrusu kadrolu olmak için yaşım küçüktü, ama gizli bir hayranlıkla izledim, asılanları gördüm; ruhum onlardan beslendi. Ne var ki 70'li yılların bütün fay kırıkları içimden
Şenol YAZICI * Camus, insanı başkaldırısıyla tanımlıyordu. Haklıydı. İnsanın bir yanı hep itirazdan ibarettir. İnsan, çocukken anne babasına, gençken düzene, yetişkin olunca hayata, yaşlanınca da zamana itiraz eder. Benim doğamın da başka bir şey olması olası değildi kuşkusuz. 68 Olaylarında yoktum, daha doğrusu kadrolu olmak için yaşım küçüktü, ama gizli bir hayranlıkla izledim, asılanları gördüm; ruhum onlardan beslendi. Ne var ki 70'li yılların bütün fay kırıkları içimden
2002'de kurulan maviADA 2014'te basılı derginin yanında bir internet gazetesi olmayı tasarlayıp ilk adımları atmıştı. Bu logo ilk maviADA İNTERNET LOGOSU olacaktı. 2021 Ocak'tan 2026 Ekim'e Kadar maviADA'da Yapılan YORUMLAR, DEĞERLENDİRMELER, ELEŞTİRİLER -Yorum ve değerlendirmelerinizin özgünlüğüne duyulan saygı nedeniyle imla ve noktalamaya hiç müdahale edilmemiştir.- 310/310 KONU ve YANIT * Gönderi: Cümleye Girmeyen İnsan birol arslan Şenol hocam, Cümleye Girmeyen İnsan ha
Zeki Sarıhan * Yaşlılar toplumun geçmişi ile bugünü arasında köprü görevi görürler. Çevrelerine toplanmış ve merakla kulaklarını dikmiş çocuklara yalnız masal anlatmazlar, kendi geçmişlerindeki yaşanmışlıkları da anlatırlar. Hoş bu geçmiş zaman yaşantılarının masaldan nerdeyse farkı toktur. Kullanılan toplam emekle, makineleşme ve teknolojinin gelişmesiyle toplumsal üretim gitgide artmakta, dünyanın dört bucağındaki gelişmeler farklı insan toplulukları tarafından öğrenilmekt
TURHAN EYÜBOĞLU * Bundan çok ama çok zaman önce, insanlar sadece bir yerde yaşarmış. Hırçın deniz dalgaları bu şehrin kıyılarını davulun hızlı ritminde, tokmağın kendisine vurması gibi dövüyormuş. Dalgaların kıyıya vurmasıyla çıkan köpüğün havaya karışıp kokusunu rüzgarların uzaklara kadar götürmesinden denizi görmeyenler de denizin hırçınlığını anlıyorlarmış. İnsanları mutlu ve denizle iç içe yaşıyor, denizsiz bir gün bile düşünemiyorlarmış. Şehrin insanları bazen hırçın, ba
Şenol YAZICI * Bazen YOL çeker ya gözlerin, uzak dağlar, kış denizinde çırpınan martılar ya da nazlı bir sevgili ya da bir "Mehlika Sultan"… Çeker ya… Kırasın gelir zincirlerini, zorlarsın. İyi de... Arada nasıl oluyorsa anımsıyorsun, kendinden başka zincirin yok ki senin. O bilge sözü çak bir yerine, canın yansın, bakarsın: HAYAT, her zaman gün doğarken değil, KORKULARININ BİTTİĞİ YERDE başlar. O zaman, konu yaşamaksa önce korkmaktan vazgeç. Şimdi GÜZ. En çok ölüm gelir ins
Şimdi Saatler Eylül, Şimdi GÜZ * Şenol YAZICI * Şimdi YAZ geçer, sınanırsın. Turnalar, yaban ördekleri de geçer birazdan. Gökyüzünü “V”lerle doldurup kuş sesinden öte, bir arslan sürüsü gibi kükreyerek geçerler. Ne zaman saat Eylülse, ne zaman ayaz çekip göçer kuşların sesleri doldursa ay dolu gökleri, öyle olurum: Önce vaat edilmiş, sonra terk edilmiş bir ülkeymişim gibi gelir. Cennette bir başına yaşamaya bırakılmışım gibi… Siz bunu bilir misiniz? Zor olan, yalnız olmak de
Nurten B. AKSOY * "Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…” Dizelerini hemen hemen bilmeyen yok gibidir. Kimimiz şiiri çok sevdiğimizden, kimimiz lise edebiyat derslerinden, kimimiz de şairini bilmesek bile birilerinden duyduğumuz için biliriz bu dizeleri. Bazen merdivenli bir yolun başında, bazen de artık yaşlandığımızı hissettiğimizde dolanıverir dilimize bu dizeler. Aslında pek çok şiirini
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu…” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona sını
Esmeralda, Quasimodo'ya su içirirken / KİTAPTAN AYCAN AYTORE * Notre Dame'ın Kamburu (orijinal ismi: Notre Dame de Paris), Victor Hugo'nun 1831 yılında yayınlanan ve Fransa'da 15. yy krallık döneminin karanlık günlerinden kesitler sunan romanıdır. Romanın tamamlanması yaklaşık 6 ay sürmüştür. Notre Dame'ın Kamburu evrenselleşmiş ve dünya klasiklerinin başyapıtlardandır. Notre Dame'ın Kamburu, Hugo'nun en parlak dönemlerinden birinde yayımlandı. 1831'de yayımlanan Notre Dame
KARŞIDAKİLER, Önder Birol Bıyık, Roman, 244 s., ŞEY KİTAP, Mayıs 2023, İZMİR Türkiye tarihi bir kıyımlar tarihi olarak da okunabilir elbette. Bunun birçok örneği tarih, sosyal bilimler, edebiyat ve anı kitaplarının sayfalarında bulunabilir. Yakın tarihin siyasal olayları üzerine yapılan araştırmalar, incelemeler ve anılar parçalar halinde önümüzde durmakta. '40, '50, '68, '78, '80 kuşakları üzerine yayımlanan metinler giderek artan hızla yayın yaşamımıza girdiler. Ya '90 kuşa
"BİR OĞUZ TÜMBAŞ KİTABI " * DERLEME, 224 s. ŞEY KİTAP, ŞUBAT 2025 ,İZMİR * Oğuz Tümbaş bir ömrü şiirle yaşamış ender şairlerimizden biri. ÖYLE BİR KALIR ZAMAN Kİ “Edebiyatta 60. Yıl/ Oğuz Tümbaş Kitabı”, şairin 60 yıllık şiir yaşamı, onun şiir kitapları, edebiyatçı kişiliği hakkında yazılanların yarına uzanan derli toplu bir bütünlüğü… Kitap farklı zamanlarda pek çok edebiyat dergisinde Oğuz Tümbaş’ın şiir yolculuğu hakkında yazılanları bir araya getirirken Oğuz Tümbaş şiirle
"Yaşanmışlıklar" * *İrfan Akan, Anı, 154 S. Mart 2026, ŞEY KİTAP, İZMİR Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime" (Edip Cansever) "Anı" yazmak, işin kolayına kaçmak sanılsa da, yazmak için düşbaşı yapıldığında bunun çok zahmetli bir yolculuk olduğu görülür. Bu günden tarihe ve geçmişe bir yolculuk. "Anı" yazımı bahsinde anahtar sözcükler "yolculuk" ve "anımsama" olarak özetlenebilir. Türkçe şiirin deltalarından M. Cevdet Anday, bellekten uçup uzaklaşanları ima edercesine "Unut
2002'de kurulan maviADA 2014'te basılı derginin yanında bir internet gazetesi olmayı tasarlayıp ilk adımları atmıştı. Bu logo ilk maviADA İNTERNET LOGOSU olacaktı. 2021 Ocak'tan 2026 Ekim'e Kadar maviADA'da Yapılan YORUMLAR, DEĞERLENDİRMELER, ELEŞTİRİLER -Yorum ve değerlendirmelerinizin özgünlüğüne duyulan saygı nedeniyle imla ve noktalamaya hiç müdahale edilmemiştir.- 310/310 KONU ve YANIT * Gönderi: Cümleye Girmeyen İnsan birol arslan Şenol hocam, Cümleye Girmeyen İnsan ha
Okurunu Yaratan Yazar * AYCAN AYTORE * Yeni yayıncım Hakan'la konuşuyorum, yeni yazmaya başlayan genç birine ne tavsiye edeceğini soruyorum. "Okur ne istiyorsa onu yazsın," diyor. İlk bakışta mantıklı geliyor. Sonuçta müşteri velinimettir. Manav müşterinin istediği meyveyi getirir, terzi müşterinin istediği kumaşı kullanır. Fakat iş edebiyata gelince durum biraz karışıyor. Çünkü büyük sanat eserleri çoğu zaman müşterinin siparişiyle değil, sanatçının inadıyla ortaya çıkmıştır
Fadime Y. KAROĞLU PENCEREMDEN Belki yüzyıl önce... kimbilir ne zaman; kulağıma çalınmıştı: Fikrimin ince gülü... Dilime takılmış... Ne güzel söz; ne hoş tınısı var... Ama ne? Yazın dünyasına adım atan yazarların, öncelikli durağının dergiler olduğunu hep okurdum… Onlarca kitap yazmış ve edebiyatımızda önemli yerlere gelmiş yazarların illa ki bir dergi macerası vardır. Ya dergi çıkarmış ya da dönemin en popüler dergilerinden birinde sürekli yazıları yer almıştır. Bu günlerde g
ŞENOL YAZICI * NİHAT ZİYALAN'ı YİTİRDİK * * 1980 sonrası Sidney'de yaşamaya başlayan 1936 doğumlu sinema sanatçısı, tiyatrocu, aynı zamanda şair, yazar Nihat Ziyalan tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. * Şairimiz, maviADA DERGİSİNİN İnternet platformuna 17 Haziran 2017'de BENİ EVE GÖTÜR NEHİR şiirini gönderen, bize itibar eden ilk ünlü olarak tarihimizde yerini aldı. 26 Şubat 2021'de Facebook MSN'den bir videonun linkini gönderip "Bugün benim doğum günüm," deyişinde ö
Çakırın Destanından / - Vuzuh, el ve ayak halinde onu rahatsız ediyordu. Karar vermişim, öleceğim, Büyük sular arasında, korkusuz. Nur ile, uzak yazılar ile, Bir muska gibi boynumda kalacak, Bu husus. Senelerce evvel, tohumların mavi zamanından evvel, Karar vermişim, gece kuşlarının müsaadesinde, Etrafıma boş ve büyük kadehler dizeceğim. Ve seyredeceğim onları sultanlar gibi; Kurumuş ölülerin içmek hevesinde. Havadan hafif ve bazı kadınlardan daha eski, Çırılçıplak doğduğu
Şenol YAZICI * Camus, insanı başkaldırısıyla tanımlıyordu. Haklıydı. İnsanın bir yanı hep itirazdan ibarettir. İnsan, çocukken anne babasına, gençken düzene, yetişkin olunca hayata, yaşlanınca da zamana itiraz eder. Benim doğamın da başka bir şey olması olası değildi kuşkusuz. 68 Olaylarında yoktum, daha doğrusu kadrolu olmak için yaşım küçüktü, ama gizli bir hayranlıkla izledim, asılanları gördüm; ruhum onlardan beslendi. Ne var ki 70'li yılların bütün fay kırıkları içimden
...Ve Üstinsanın Doğum İlanı Verildi * ŞENOL YAZICI * Nietzsche'nin başına gelenler, biraz da Nasreddin Hoca'nın başına gelenlere benzer. Ortaya bir söz atarsınız, aradan yıl geçer, insanlar sizin söylediğinizle değil, anladıklarıyla, yorumladıklarıyla kavga etmeye devam ederler. Bugün sokakta rastgele yüz kişiye Nietzsche'yi sorsanız, büyük ihtimalle üç şey duyardınız: "Tanrı öldü." "Üstinsan." "Hitler." İşin trajikomik yanı, Nietzsche'nin hayatını adadığı düşünceler bel
-Karadeniz yaylarında güzün, uzak dağların dorukları karlanmaya, havalar soğumaya döndüğü bu mevsimde açan çiğdem türü, soğanlı bir çiçek vardır. Yaylacıyı uyarır: "VAR GİT," diye... BiR UĞURLAMA ÇİÇEĞİ OLARAK KABUL EDİLİR. maviADA'nın 25 yıl emekten sonra kapanışı bana onu anımsattı. UĞURLAR OLSUN! - YUSUF ERBAY * Bir Kadın Sevdirir Tüm Kadınları * Çok uzaklarda, çok yükseklerde, ormanların bittiği yerde, derelerin başladığı yerde, Karlı boğazın üstünde, dumanın gün boyu in
ZELİHA AYDOĞMUŞ * öyle bir eşikteyiz ki yer gök tatlı acı tüm sular ekim kesiliyor yaşam her saniye alıyor bir parça ömrümden her gün bir mum yakıyorum cennetime sonra dalıyorum ormanına en karanlık yerinden usulca öpüyorum gök gözlerinden ne yanıma düştüyse oradan topluyorum gölgeni üç kanatlı bir peri olup seni soruyorum o hiç gelmediğim gökevinden dokunuşunu sevmiş çağlayanları arıyorum belki düşlerime bıraktığın turuncu elmaları hep eksiksin bende gözle gördüğüm sevdiğim
Şenol YAZICI * Camus, insanı başkaldırısıyla tanımlıyordu. Haklıydı. İnsanın bir yanı hep itirazdan ibarettir. İnsan, çocukken anne babasına, gençken düzene, yetişkin olunca hayata, yaşlanınca da zamana itiraz eder. Benim doğamın da başka bir şey olması olası değildi kuşkusuz. 68 Olaylarında yoktum, daha doğrusu kadrolu olmak için yaşım küçüktü, ama gizli bir hayranlıkla izledim, asılanları gördüm; ruhum onlardan beslendi. Ne var ki 70'li yılların bütün fay kırıkları içimden
2002'de kurulan maviADA 2014'te basılı derginin yanında bir internet gazetesi olmayı tasarlayıp ilk adımları atmıştı. Bu logo ilk maviADA İNTERNET LOGOSU olacaktı. 2021 Ocak'tan 2026 Ekim'e Kadar maviADA'da Yapılan YORUMLAR, DEĞERLENDİRMELER, ELEŞTİRİLER -Yorum ve değerlendirmelerinizin özgünlüğüne duyulan saygı nedeniyle imla ve noktalamaya hiç müdahale edilmemiştir.- 310/310 KONU ve YANIT * Gönderi: Cümleye Girmeyen İnsan birol arslan Şenol hocam, Cümleye Girmeyen İnsan ha
Zeki Sarıhan * Yaşlılar toplumun geçmişi ile bugünü arasında köprü görevi görürler. Çevrelerine toplanmış ve merakla kulaklarını dikmiş çocuklara yalnız masal anlatmazlar, kendi geçmişlerindeki yaşanmışlıkları da anlatırlar. Hoş bu geçmiş zaman yaşantılarının masaldan nerdeyse farkı toktur. Kullanılan toplam emekle, makineleşme ve teknolojinin gelişmesiyle toplumsal üretim gitgide artmakta, dünyanın dört bucağındaki gelişmeler farklı insan toplulukları tarafından öğrenilmekt