Tuğba ÇELİK * Belki de insan, içinde taşıdığı hiçbir duyguyu, hiçbir düşünceyi sonsuza kadar susturup saklayamayacağını bildiği için anlatmak ister. Çünkü bazı duygu ve düşünceler vardır ki insan onların sesini kıstıkça büyür, sakladıkça yaralar. Söylenememiş sözler, yarım kalmış sevgiler, kimseye anlatılamamış kırgınlıklar zamanla insanın içinde mayalanan hamur gibi sessizce çoğalır. Öyle çoğalır ki gün gelir içine sığmaz olur. Ve insan anlatmak ister. Bazen eşe dosta, bazen
Tuğba ÇELİK * Belki de insan, içinde taşıdığı hiçbir duyguyu, hiçbir düşünceyi sonsuza kadar susturup saklayamayacağını bildiği için anlatmak ister. Çünkü bazı duygu ve düşünceler vardır ki insan onların sesini kıstıkça büyür, sakladıkça yaralar. Söylenememiş sözler, yarım kalmış sevgiler, kimseye anlatılamamış kırgınlıklar zamanla insanın içinde mayalanan hamur gibi sessizce çoğalır. Öyle çoğalır ki gün gelir içine sığmaz olur. Ve insan anlatmak ister. Bazen eşe dosta, bazen
SENNUR SEZER * Bir adım kala kör kurşunlara Sigaramın üşüyen ucunda Öpüşünü bıçak gibi tadarım Çakıllar utardı sımsıcak Sevişgen çılgınlığımızdan Bir büyük çığlıktı ağaran Deniz tutuştu tutuşacak Bilenir bir çelik alabildiğine Şimdi sevişmeyi andığımız gün Öpüşlerimiz soğuk keskin İnce bir sızı gibi düğün Ellerine bir adım kala Bir adım kala kör kurşunlara Öpüşünü bıçak gibi tadarım SENNUR SEZER * Sennur Sezer (d. 12 Haziran 1943, Eskişehir - ö. 7 Ekim 2015, İstanbul) Türk
2002'nin güzünde çıkan,ancak bir yıl ömrü olan KimseSİZ dergisi maviADA'nın bir öncülü, alıştırma atölyesi olacaktı. ŞENOL YAZICI * İnsan bazı vedaları yazamıyor maviADA. Yirmi altı yıl boyunca yüzlerce yazı yazdım. Başkalarının yazılarını düzelttim, dosyalar hazırladım, önsözler yazdım, sonsözler ya
ŞENOL YAZICI * BORNOVA Kitap Fuarında 1 Ekim 2026 günü etkinliğim var. 1 Ekim Perşembe günü orada olacağım ama şimdiden anlam veremediğim köksüz, nedensiz bir heyecan da duyumsuyorum. Bunca yıldan sonra sanki görücüye çıkacakmış gibi, bir şeyim eksik gibi, dersine çalışmamış gibi... Sahi İzmir benim neyimdi? 1998'de yayınevimin davetiyle ilk katıldığım kitap fuarıydı İzmir. Ondan sonra defalarca... Kimi maviADA adına, kimi bir yayınevi yöneticisi, kimi de yazar olarak... Y
Zeki SARIHAN * Dünya durmadan dönüyor. Toplumlar da değişiyor, gelişiyor. Bazı sorunlar geride kalırken yeni bazı sorunlar baş gösteriyor. Hükümetler, bazı konularda ayak diremekten vazgeçerek çağın ve toplumun isteklerine uymak zorunda kalıyor. Ocak 1980-Aralık 2019 tarihleri arasında tam 40 yıl yayın hayatında kalan aylık Öğretmen Dünyası dergisinin evrakı arasında yayımlanmamış bir metin çıktı: EĞİTİM BİLDİRGESİ. Öğretmen Kuruluşları, zaman zaman varmak istedikleri kısa
Şenol YAZICI * Bazen YOL çeker ya gözlerin, uzak dağlar, kış denizinde çırpınan martılar ya da nazlı bir sevgili ya da bir "Mehlika Sultan"… Çeker ya… Kırasın gelir zincirlerini, zorlarsın. İyi de... Arada nasıl oluyorsa anımsıyorsun, kendinden başka zincirin yok ki senin. O bilge sözü çak bir yerine, canın yansın, bakarsın: HAYAT, her zaman gün doğarken değil, KORKULARININ BİTTİĞİ YERDE başlar. O zaman, konu yaşamaksa önce korkmaktan vazgeç. Şimdi GÜZ. En çok ölüm gelir ins
Şimdi Saatler Eylül, Şimdi GÜZ * Şenol YAZICI * Şimdi YAZ geçer, sınanırsın. Turnalar, yaban ördekleri de geçer birazdan. Gökyüzünü “V”lerle doldurup kuş sesinden öte, bir arslan sürüsü gibi kükreyerek geçerler. Ne zaman saat Eylülse, ne zaman ayaz çekip göçer kuşların sesleri doldursa ay dolu gökleri, öyle olurum: Önce vaat edilmiş, sonra terk edilmiş bir ülkeymişim gibi gelir. Cennette bir başına yaşamaya bırakılmışım gibi… Siz bunu bilir misiniz? Zor olan, yalnız olmak de
Nurten B. AKSOY * "Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…” Dizelerini hemen hemen bilmeyen yok gibidir. Kimimiz şiiri çok sevdiğimizden, kimimiz lise edebiyat derslerinden, kimimiz de şairini bilmesek bile birilerinden duyduğumuz için biliriz bu dizeleri. Bazen merdivenli bir yolun başında, bazen de artık yaşlandığımızı hissettiğimizde dolanıverir dilimize bu dizeler. Aslında pek çok şiirini
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu…” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona sını
KARŞIDAKİLER, Önder Birol Bıyık, Roman, 244 s., ŞEY KİTAP, Mayıs 2023, İZMİR Türkiye tarihi bir kıyımlar tarihi olarak da okunabilir elbette. Bunun birçok örneği tarih, sosyal bilimler, edebiyat ve anı kitaplarının sayfalarında bulunabilir. Yakın tarihin siyasal olayları üzerine yapılan araştırmalar, incelemeler ve anılar parçalar halinde önümüzde durmakta. '40, '50, '68, '78, '80 kuşakları üzerine yayımlanan metinler giderek artan hızla yayın yaşamımıza girdiler. Ya '90 kuşa
"BİR OĞUZ TÜMBAŞ KİTABI " * DERLEME, 224 s. ŞEY KİTAP, ŞUBAT 2025 ,İZMİR * Oğuz Tümbaş bir ömrü şiirle yaşamış ender şairlerimizden biri. ÖYLE BİR KALIR ZAMAN Kİ “Edebiyatta 60. Yıl/ Oğuz Tümbaş Kitabı”, şairin 60 yıllık şiir yaşamı, onun şiir kitapları, edebiyatçı kişiliği hakkında yazılanların yarına uzanan derli toplu bir bütünlüğü… Kitap farklı zamanlarda pek çok edebiyat dergisinde Oğuz Tümbaş’ın şiir yolculuğu hakkında yazılanları bir araya getirirken Oğuz Tümbaş şiirle
"Yaşanmışlıklar" * *İrfan Akan, Anı, 154 S. Mart 2026, ŞEY KİTAP, İZMİR Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime" (Edip Cansever) "Anı" yazmak, işin kolayına kaçmak sanılsa da, yazmak için düşbaşı yapıldığında bunun çok zahmetli bir yolculuk olduğu görülür. Bu günden tarihe ve geçmişe bir yolculuk. "Anı" yazımı bahsinde anahtar sözcükler "yolculuk" ve "anımsama" olarak özetlenebilir. Türkçe şiirin deltalarından M. Cevdet Anday, bellekten uçup uzaklaşanları ima edercesine "Unut
2002'nin güzünde çıkan,ancak bir yıl ömrü olan KimseSİZ dergisi maviADA'nın bir öncülü, alıştırma atölyesi olacaktı. ŞENOL YAZICI * İnsan bazı vedaları yazamıyor maviADA. Yirmi altı yıl boyunca yüzlerce yazı yazdım. Başkalarının yazılarını düzelttim, dosyalar hazırladım, önsözler yazdım, sonsözler ya
ESRA ODMAN * Sonbaharın en güzel yanlarından biri de yeni kitapların raflarda yerini almasıdır. Okunmayı bekleyen onca kitabın yanına yenileri eklenir. İyi bir okur ise seçicidir. Herkesin onay verdiği kitabı değil, kendi okuma zevkine, edebî beğenisine ve aradığı edebiyat hazzına uygun olanı tercih eder. İşte bu eylülün önemli kitaplarından biri de KENDİNİ YARATMAK. Sevgili Şenol Yazıcı’nın son kitabı eylül ayında okurlarıyla buluşuyor. Öykücülüğü ve romancılığıyla tanınan,
Sanat ya da Sanatçının Amacı Bir Alev Olmaktır * AYCAN AYTORE * Herkesi ısıtmaya çalışan bir orta ateşi gibidir edebiyat, der ya Çetin Altan, ne var ki sanat çok az kişiyi gerçek anlamda ısıtır. Onun asıl sihri nerde biliyor musunuz? Bir yerlerde hiç tanımadığın bir insan, senin bir cümlene rastlar. Belki bir öykünde geçen yaşlı ağacın altında durur. Öykündeki kırık dalda kendi hayatını görür. Belki senin romantik Başkaldırı’ndaki bir karakterin öfkesi ona cesaret verir. İşte
KENDİNİ YARATMAK * Zuhal BAŞPINAR * Şenol Yazıcı’nın yeni yayınlanacak olan Kendini Yaratmak adlı kitabı; insanın kendisiyle, sanatla, içinde yaşadığı dönemle kurduğu ilişki ve insanın sanat, yazmak ve okumakla kendini nasıl geliştirebileceğine dayalı denemeler kitabı. Çok isabetli seçilmiş, sanırım gene YAZICI'nın yaratıcı becerilerinin bir ürünü, göz alan kapak görseliyle, 270 sayfalı ortak temalı denemelerden oluşan bir düşünce ve yaratma yolculuğu. Kitap kendinize so
KATILANLAR *Esra Odman: Yazko Nasıl Kuruldu? *Şenol Yazıcı: Bir Dayanışma Nasıl Öldürülür? *Aycan Aytore: Yazko Bugün *Asiye Y. Arslan: Yazko Yazarları ve Eserleri *Nurten B. AKSOY: Yazko Üstüne Notlar ORTAK DOSYA ÇAĞRISI * Türkiye'de Bir İlk ve Son: DAYANIŞMANIN EFSANE ÖRNEĞİ * YAZARLIK, sınıfı ve aitliği olmayan bir meslektir. Yani onun ulusu, dini, partisi, akrabası, hemşerisi, hatta eşi, dostu ... olmaz, der literatür. Bu kadar "olmaz" a bir de bize özgü nedensiz düşman
ESRA ODMAN * YAZKO, Sınırlı Sorumlu Yazar ve Çevirmenler Yayın Üretim Kooperatifi, özellikle 12 Eylül 1980 sonrasındaki Türk edebiyat ve düşünce hayatını anlamak için çok önemli bir adım olarak hayata geçmiş devrim niteliğinde bir oluşumdu. 22 Nisan 1980'de Mustafa Kemal Ağaoğlu öncülüğünde kuruldu. Ağaoğlu’nun YAZKO’yu kurması bir anda ortaya çıkmış bir fikir değildi. Ağaoğlu, yaklaşık 20 yıllık süreçte yayıncılık ve matbaacılık deneyimi kazanmış özellikle 1970’lerin yayın
Tuğba ÇELİK * Belki de insan, içinde taşıdığı hiçbir duyguyu, hiçbir düşünceyi sonsuza kadar susturup saklayamayacağını bildiği için anlatmak ister. Çünkü bazı duygu ve düşünceler vardır ki insan onların sesini kıstıkça büyür, sakladıkça yaralar. Söylenememiş sözler, yarım kalmış sevgiler, kimseye anlatılamamış kırgınlıklar zamanla insanın içinde mayalanan hamur gibi sessizce çoğalır. Öyle çoğalır ki gün gelir içine sığmaz olur. Ve insan anlatmak ister. Bazen eşe dosta, bazen
Sanat ya da Sanatçının Amacı Bir Alev Olmaktır * AYCAN AYTORE * Herkesi ısıtmaya çalışan bir orta ateşi gibidir edebiyat, der ya Çetin Altan, ne var ki sanat çok az kişiyi gerçek anlamda ısıtır. Onun asıl sihri nerde biliyor musunuz? Bir yerlerde hiç tanımadığın bir insan, senin bir cümlene rastlar. Belki bir öykünde geçen yaşlı ağacın altında durur. Öykündeki kırık dalda kendi hayatını görür. Belki senin romantik Başkaldırı’ndaki bir karakterin öfkesi ona cesaret verir. İşte
SENNUR SEZER * Bir adım kala kör kurşunlara Sigaramın üşüyen ucunda Öpüşünü bıçak gibi tadarım Çakıllar utardı sımsıcak Sevişgen çılgınlığımızdan Bir büyük çığlıktı ağaran Deniz tutuştu tutuşacak Bilenir bir çelik alabildiğine Şimdi sevişmeyi andığımız gün Öpüşlerimiz soğuk keskin İnce bir sızı gibi düğün Ellerine bir adım kala Bir adım kala kör kurşunlara Öpüşünü bıçak gibi tadarım SENNUR SEZER * Sennur Sezer (d. 12 Haziran 1943, Eskişehir - ö. 7 Ekim 2015, İstanbul) Türk
ZELİHA AYDOĞMUŞ * Biliyorum bu son hece Son uyanışımız aşka Son dalışımız sevince Biliyorum bu son sevişme Gece süzülürken gözlerimden Son ürperişi eylülün Dokunurken kalbine Sonlardan sonra biliyorum Sen yine dolaşmaya devam edeceksin O hiç gelmediğim kentin caddelerinde Çıkmaz sokaklara dalıp şımarık ağaçlar bulacaksın belki Güz gelinliği üstünde Yapraklarını dökmeyi unutmuş ağaçlar Biliyorum Hep umuda yelken açan kendini alıp geleceksin bir gün Uzun uzun dolaşacaksın Gemi
ŞENOL YAZICI * ÖYKÜ * Osman'ın minyon bir yapısı, ince bir sesi, çabuk bir gülüşü vardı. İnsan onu ilk gördüğünde üniversitede matematik öğretmeni olduğuna inanmazdı. Bir kafede otursa öğrencilerden biri sanılır, koridorda hızlı hızlı yürürken gören bir veli ona yol sorabilirdi. Oysa ufak tefek gövdesinin içine uzun bir hayat sığdırmıştı. Bir Anadolu köyünde doğmuştu. Çocukluğu okul dönüşlerinde taşınan odunlarla, yamalı pantolonlarla, yatılı okul yatakhanelerindeki demir r
Tuğba ÇELİK * Belki de insan, içinde taşıdığı hiçbir duyguyu, hiçbir düşünceyi sonsuza kadar susturup saklayamayacağını bildiği için anlatmak ister. Çünkü bazı duygu ve düşünceler vardır ki insan onların sesini kıstıkça büyür, sakladıkça yaralar. Söylenememiş sözler, yarım kalmış sevgiler, kimseye anlatılamamış kırgınlıklar zamanla insanın içinde mayalanan hamur gibi sessizce çoğalır. Öyle çoğalır ki gün gelir içine sığmaz olur. Ve insan anlatmak ister. Bazen eşe dosta, bazen
SENNUR SEZER * Bir adım kala kör kurşunlara Sigaramın üşüyen ucunda Öpüşünü bıçak gibi tadarım Çakıllar utardı sımsıcak Sevişgen çılgınlığımızdan Bir büyük çığlıktı ağaran Deniz tutuştu tutuşacak Bilenir bir çelik alabildiğine Şimdi sevişmeyi andığımız gün Öpüşlerimiz soğuk keskin İnce bir sızı gibi düğün Ellerine bir adım kala Bir adım kala kör kurşunlara Öpüşünü bıçak gibi tadarım SENNUR SEZER * Sennur Sezer (d. 12 Haziran 1943, Eskişehir - ö. 7 Ekim 2015, İstanbul) Türk
2002'nin güzünde çıkan,ancak bir yıl ömrü olan KimseSİZ dergisi maviADA'nın bir öncülü, alıştırma atölyesi olacaktı. ŞENOL YAZICI * İnsan bazı vedaları yazamıyor maviADA. Yirmi altı yıl boyunca yüzlerce yazı yazdım. Başkalarının yazılarını düzelttim, dosyalar hazırladım, önsözler yazdım, sonsözler ya
ŞENOL YAZICI * BORNOVA Kitap Fuarında 1 Ekim 2026 günü etkinliğim var. 1 Ekim Perşembe günü orada olacağım ama şimdiden anlam veremediğim köksüz, nedensiz bir heyecan da duyumsuyorum. Bunca yıldan sonra sanki görücüye çıkacakmış gibi, bir şeyim eksik gibi, dersine çalışmamış gibi... Sahi İzmir benim neyimdi? 1998'de yayınevimin davetiyle ilk katıldığım kitap fuarıydı İzmir. Ondan sonra defalarca... Kimi maviADA adına, kimi bir yayınevi yöneticisi, kimi de yazar olarak... Y